Avrupa’da Müslümanlara yönelik artan ırkçılığa dikkati çekti: Artık göz ardı edilemez

Çekya Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde, Prag Uluslararası İlişkiler Enstitüsü ve İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin Prag’daki büyükelçilerinin ortak girişimiyle başkentte düzenlenen “Kültür ve İnançlar Arası Diyalog; Geleceğin Toplumları Arasında Güven Oluşturmak” başlıklı konferansa, Çekya Dışişleri Bakanı Jakub Kulhanek, Büyükelçi Bağış ve çok sayıda ülkeden üst düzey temsilci katıldı.

Bağış, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin dizeleriyle başladığı konuşmasında, toplumlar arasındaki karşılıklı saygının temelinin, diyalogdan geçtiğini vurguladı.

– “İSLAMOFOBİ VE NEFRET SÖYLEMİNDE YÜKSELİŞ”

Diyaloğun, güven tesis ettiği gibi, toplumlar arasında uyum sağlanmasına da yardımcı olduğunu kaydeden Bağış, “Toplumlar arasında kurulan güvene yönelik en büyük tehdit, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi, antisemitizm ve nefret söyleminin dünya genelinde rahatsız edici yükselişidir.” diye konuştu.

Bağış, hangi dine mensup olunursa olunsun, insanların barış içinde birlikte yaşamasının önemine işaret ederek, “Bu amaca ancak her türlü din düşmanlığına karşı birlik olabildiğimiz ölçüde ulaşabiliriz. Türkiye, hoşgörüsüzlük ve bireylere yönelik din veya inanç temelli şiddetle mücadele konusunda farkındalığı artırmaya yönelik uluslararası çabaları aktif olarak desteklemektedir.” şeklinde konuştu.

– MÜSLÜMANLAR IRKÇI SALDIRILARIN HEDEFİNDE

Çoğu Avrupa ülkesinde, göçmen toplulukların çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğunu kaydeden Bağış, “(Avrupa’da) Müslümanlar, ırkçılık, İslam düşmanlığı, yabancı düşmanlığı ve ayrımcılığın ana hedefindeler.” ifadesini kullandı.

Bağış, son yıllarda Batı Avrupa’da yaşayan göçmen topluluklara yönelik yabancı düşmanlığı saldırılarının sayısında artış eğilimi gözlendiğine dikkati çekerek, ırkçı saldırılara maruz kalan mağdurların çoğunun, günlük hayatta karşılaştığı ırkçılık ve ayrımcılık vakalarını rapor etmediğinin, kurumsal ayrımcılık sorununun da çok iyi bilinen bir gerçek olduğunun ancak mağdurların bunu bürokratik sonuçlarından korktuğu için herhangi bir şekilde bildirmediğinin altını çizdi.

Irkçı ve ayrımcı uygulamaların, göçmenlerin yaşadığı ülkeye olan aidiyet duygularını zedelediği gibi sosyal yaşamın çeşitli alanlarında ciddi sorunlar yaşamalarına ve kendi kabuklarına çekilmelerine neden olduğunu belirten Bağış, “Dünyanın pek çok köşesinde yükselen ırkçılık ve İslam düşmanlığı, harekete geçmemiz gerektiğini gösteren en önemli unsurlar.” diye konuştu.

Bağış, bu hususta medya ve politikacıların sorumluluk içinde hareket etmeleri gerekirken, popülist siyasetçilerin, ayrımcı ve yabancı düşmanı söylemleri popüler politikalar için bir araç olarak kullandıklarına işaret etti.

– “GÖÇMENLER GÜVENLİK AÇISINDAN ELE ALINIYOR”

Avrupa’da göçmen konusunun güvenlik açısından ele alındığının altını çizen Bağış, bu yaklaşımın çok yanlış olduğunu, 1970 ve 80’li yıllardan kalma entegrasyon politikalarının artık değiştirilmesi gerektiğini savundu.

Bağış, Avrupa’nın söz konusu sorunlara yönelik daha yapıcı yollara yönelmeleri gerektiğini kaydederek, “Ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, İslam düşmanlığı ve ırkçılık sorunu artık göz ardı edilemez. Hem ulusal hem de uluslararası düzeyde acil eylem gerektirir.” dedi.

Göçmenlerin yaşadıkları ülkelere kattığı değerlere de değinen Bağış, dünyaca tanınan Steve Jobs’ın, Amerikalı bir aile tarafından evlat edinilen Suriyeli bir göçmen bebek olmasını ve Türk kökenli iki bilim insanı Özlem Türeci ve Uğur Şahin’in yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı geliştirmesini örnek olarak gösterdi.

Konferansta Türkiye’nin Prag Büyükelçiliği tarafından kurulan stantta misafirlere Türk kahvesi ikram edildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir