”Potansiyelinizi gerçeğe dönüştürün” dedi ve ekledi: Türkiye, büyük bir bağlantı sağlayıcıdır

BM Nüfus Fonu’nun Türkiye’deki 50’nci yılı vesilesiyle Türkiye’de bulunan Keita, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye’yi ziyaret etmekten onur duyduğunu dile getiren Keita, “Biliyorsunuz, UNFPA 1969’da kuruldu. Hemen 1971’de de burada ofis açtık. Bu, sadece bir ülke ve bir kuruluşun bir araya gelişini değil, Türkiye’deki kız çocuklarının ve kadınların gelişimi için yorulmaksızın çalışan kadınların ve erkeklerin kutlamasıdır.” diye konuştu.

Keita, Türkiye temasları çerçevesinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’la bir araya gelip, çok verimli görüşmelerde bulunduklarını belirterek Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü Esen Altuğ’la da UNFPA’nın Türkiye Programı’nı kapsamlı ele aldıklarını anlattı.

– “(TÜRKİYE’NİN SIĞINMACILARA EV SAHİPLİĞİ YAPMASI) ŞİMDİYE KADAR GÖRÜLMÜŞ EN BÜYÜK FAALİYET”

Türkiye’yi sığınmacılara ev sahipliği yapması nedeniyle takdir eden Keita, “Bu, şimdiye kadar görülmüş en büyük faaliyet. 4 milyonu aşkın insanı kapsayan harika bir iş ve büyük bir cömertlikle yapılıyor. Türkiye’ye gelirken öğrendim ki, sosyal hizmetlerden mülteciler de yararlanabiliyor. Bu da eğitim, sağlık gibi en önemli konular. Bu harika bir şey.” ifadelerini kullandı.

Keita, İstanbul’daki temaslarının ardından Hatay’a geçtiğini ve sınırda ve sığınmacı merkezinde yürütülen çalışmalardan çok etkilendiğini belirterek bu destekten yararlanan sığınmacılarla konuşma fırsatı bulduğunu ve onların çok mutlu olduğu gözlemlediğini aktardı.

UNFPA’nın Gaziantep ofisini de ziyaret ettiğini söyleyen Keita, oradaki meslektaşlarının, daha fazla insana destek olabilmek için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyduğuna dikkati çekti.

– “TÜRKİYE’DEKİ 50. YILIMIZI BURADAKİ EKİBİMİZE BORÇLUYUZ”

UNFPA’yı, uluslararası çalışanlarla faaliyetlerini yürüten orta ölçekli bir ajans olarak niteleyen Keita, Türkiye’yle birlikte çok şey yaptıklarını söyledi.

Keita, “Hem Türkiye’deki 50. yılımızı hem de tüm faaliyetlerimizi ülkedeki genel durumu anlamamıza ve gerekli desteği sağlamamıza yardımcı olan buradaki ekibimize borçluyuz.” dedi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinin ve diğer krizlerin kaynakları azalttığını vurgulayan Keita, yerli kaynakları arttırmanın önemine işaret etti. Keita, ihtiyaç halindeki insanlara yardım eli uzatılmasında özel sektörle iş birliğinin rolüne de dikkati çekti.

Keita, UNFPA’nın, kalkınmada nüfusun önemini ele alması açısından önemli olduğunu dile getirerek “Ne kadar kadın, ne kadar erkek ve çocuk nüfusunuz olduğunu bilirseniz ona göre okul ve hastane yapar, kalkınma planı yapabilirsiniz. Bu, küresel çapta faaliyetlerimizin büyük bölümünü oluşturuyor.” dedi.

UNFPA’nın, Türkiye’nin de destek verdiği bir başka faaliyetinin ise 2030’a kadar gebelikte önlenebilir anne ölümlerini sıfırlamak olduğunu söyleyen Keita, “Aslında önlenebilecek o kadar çok gebelikte anne ölümüyle karşılaşıyoruz ki… Mesela evdesiniz, hastaneye yetişecek bir araca erişiminiz yok. Oysa bu, değiştirilebilir bir durum. Ya da mesela hastaneye gidiyorsunuz, ne bir doktor ne de hemşire ve ebe var.” diye konuştu.

Keita, bireylerin çocuk sahibi olup olmayacaklarına ya da ne zaman ve kaç çocuk sahibi olacaklarına ilişkin seçimleri özgürce yapabilmelerinin de kadınların eğitim ve iş yaşamına devam edebilmesi için çok önemli olduğunu vurguladı.

– “ÜLKEMDEN AYRILIRKEN YANIMDA TEK BİR TÜRK MASKESİ VARDI”

Kovid-19’un dünyayı değiştirdiğini söyleyen Keita, salgının başladığı dönem kendisinin Gine Uluslararası İşbirliği ve Afrika Entegrasyonu Bakanı olduğunu hatırlattı. Keita, aralarında kendi ülkesinin ve Türkiye’nin de yer aldığı bazı ülkelerin, dünyaya salgın sürecinde üreme sağlığına önem verilmesi yönünde ortak çağrıda bulunduğunu da anlattı.

Bu süreçte hemşirelerin ve ebelerin salgından korunmasının da hayati önem taşıdığını vurgulayan Keita, “Hemşire ve ebeler o kadar değerli ki… Düşünsenize, Türkiye’de nereye giderseniz ebe var. Kadınlar onlara fiziksel ve kültürel olarak güveniyor. Bu yüzden onlar çok önemli.” dedi.

Keita, salgında Türkiye’nin gösterdiği küresel dayanışmaya ilişkin ise “Türkiye, Kovid-19 sürecinde güneye maske ve malzeme sağlayan ilk ülkelerden biriydi. Ben de güneydeydim. (Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık) Sayın Bakan’la görüşmemde de dile getirdim, New York’taki yeni görevim için ülkemden ayrılırken yanımda tek bir Türk maskesi vardı.” diye konuştu.

– “AFGANİSTAN’DA KADINLARA SAĞLIK HİZMETİ VEREN 172 MERKEZİ AÇIK TUTMAYI BAŞARDIK”

Keita, UNFPA’nın Afganistan’daki insani duruma ya da halka yardım götüren ekiplerin durumuna ilişkin, ülkedeki Taliban yönetimiyle iletişim halinde olup olmadıkları konusunda şunları kaydetti:

“Kendi adıma, ben Taliban’la irtibat halinde değilim. Bu, bizim işimiz değil. Bu, ya bölge koordinatörünün ya da BM Genel Sekreterinin özel temsilcisinin işi. Afganistan’da şu anda önceliğimiz ‘insani durum’. Çoğu, kadınlar için sağlık hizmeti veren 172 merkezi açık tutmayı başardık. Ayrıca 40 koruma merkezi de açık durumda. Bu konu daha hassas ve karmaşık. Ancak Afganistan temsilcimiz ve Afganistan’daki ekibimiz tam kapasite çalışıyor.”

Keita, Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray eyaletinde tarafların çatışmasından etkilenen kız çocukları ve kadınların durumunun ve ağustos ayında 7,2 büyüklüğünde depremin meydana geldiği Karayipler ülkesi Haiti’deki durumun da UNFPA’nın öncelik verdiği insani konular arasında yer aldığını anlattı.

Haiti’de merkez üssünü ziyaret ettiğini, orada UNFPA’nın desteklediği bir hastanenin doğum bölümünün yıkıldığını görmekten büyük üzüntü duyduğunu dile getiren Keita, aynı gün UNFPA ve UNICEF’in kurduğu çadırda bir kadının doğum yaptığına şahit olduğunu belirtti.

Keita, “Doğan erkek bebek adeta ‘yaşam’ diye haykırarak ağlıyordu. Dünyada bazı şeyler olabilir ancak önemli olan yaşamdır. Yeni bir bebek, yeni bir genç… Onların haklarını korumalıyız, yaşadığımız hayatı korumalıyız. İklim krizi söz konusu olduğunda da haklar söz konusu olduğunda da en üst düzeyde, kültürlerine saygı duyarak onları korumalıyız.” diye konuştu.

– “KENDİNİZE İNANIN, İNANÇLI OLUN VE ÇOK ÇALIŞIN”

Ülkesinde bakanlık yapıp halen BM’de en üst düzey görevlerden birini icra eden Keita, kendi yaşam öyküsünden yola çıkarak kız çocuklarına “Ben şanslıydım. Her zaman ‘Tanrı beni korudu’ derim. Hayattaki hiç kimseden daha zeki değilim ama çok çalışırım.” mesajını verdi.

Annesinin, kendini çocuklarına adamış bir kadın olduğunu anlatan Keita, “Sizi yönlendirebilecek güçlü bir anneye sahip olmak şahane bir şey.” diye konuştu.

Keita, kız çocuklarına ve kadınlara kendilerine inanmalarını söyleyerek “Kendinize inanın, inançlı olun ve çok çalışın. Bu bir sır değil, çalışmak fark yaratır. Çalışın, çalışın, elinizden geldiğince çalışın. Ben, doktoramı oğlum büyüdükten sonra yaptığım için gururluyum. Kendine inanmak, kendi kültüründe ve sosyal ortamında saygın olmak önemli çünkü bu sizi güçlü kılar. Güçlü olduğunuzda da Tanrı’nın izniyle istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. ” ifadelerini kullandı.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Keita, Türk halkına şöyle seslendi:

“Bu ülkeyle gurur duyuyorum. Bu ülke büyüyen bir ekonomiye, başarılı bir kalkınma öyküsüne ve harika bir özel sektöre sahip. Gerçekten, şunu söyleyebilirim: ‘Bu yolda devam edin. Bir yandan ihtiyaç duyulan alanlarda kalkınmaya devam ederken diğer yandan potansiyelinizi gerçeğe dönüştürün.’ Gençlere şunu söylüyorum: ‘Potansiyelinizi gerçekleştirmek istiyorsanız ülkenizin ortaya koyduğu modeli takip edin ve dünyayla bağlantı kurun. Türkiye, büyük bir bağlantı sağlayıcıdır.”

Keita, gençlere “Ülkenize inanın ve ülkeniz için en iyisini yapın.” tavsiyesinde bulundu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir